İslami Tebliğ Dersleri
Ravza Yayınları – Çığır yayınları

KİTABIN MUKADDİMESİ
KİTABIN MUKADDİMESİ
Yaratan Allah’ın adıyla başlarım. Hamd, âlemlerin rabbi, rahman, rahim ve hesap gününü sahibi olan Allah’a mahsustur. Benim Rabbim, her şeyi gözetleyip koruyan, günahları bağışlamak için davet eden, imanı sevdiren, hakka ulaştıran ve hidayet verendir.
Allah’ın salat ve selamı; Hz. Muhammed’e (s.a.v.), tüm nebilere, Ehl-i Beyte, tüm sahabilere ve kıyamete kadar bu yolu takip eden salihleredir. O Nebi, rabbimizin katından kendisine indirdiği risaleti; gece ve gündüz demeden tebliğ eden, uyaran, öğüt veren, karşılığında ücret talep etmeyen ve adaletle davranan güvenilir bir elçidir.
Allah-u tebareke ve teâlâya ortak koşmaktan, onun razı olmadığı bir hayatı yaşamaktan ve son Nebimizin Sünnet-i Seniyyesi’ne uygun bir hayat yaşayamamaktan yine merhametlilerin en merhametlisi olan Allah’a (c.c.) sığınırım. Bundan sonra derim ki; hemen hemen her çağda yaşayan âlimlerin ortak bir serzenişi vardır: “Bugün insanlar İslam’ı gereği gibi yaşamıyorlar, çok sıkıntılı bir dönemde yaşıyoruz ve mutlaka bu sorunların çözümü için bir şeyler yapmalıyız.” Bugün de aynı şeyleri fazlasıyla söyleyebiliriz.
Ülkemizde insanların bir kısmı ciddi manada İslamî bir birikim sahibidir. Bu, yüz yıldır baskı altında tutulmak istenen bir halkın, İslamî yaşamı ayakta tutmak için sivil bir tepkisi olarak; evlerde, mağaralarda, ahırlarda ve günümüzde de dergâhlarda, medreselerde, derneklerde ve vakıflarda yapılan eğitimin sonucudur.
Tüm bunlara ek olarak şuurlu Müslüman sayısı, yüz bine yakın cami imamı ve müezzini ile birlikte Kur’an kursu, imam hatip ve ilahiyatlardaki kitle sayıldığında ciddi bir yekûn tutmaktadır. Bütün bunlara rağmen toplumsal hayatta İslam’ın etkisi istenilen düzeyde değildir. Bunun sebeplerine girmeyeceğim…
“Benim ve sizin durumunuz; ateş yakıp da ateşine cırcır böcekleri ve kelebekler düşmeye başlayınca, onlara engel olmaya çalışan adamın durumuna benzer. Ben sizi ateşten korumak için kuşaklarınızdan tutuyorum, siz ise benim elimden kurtulmaya, ateşe girmeye çalışıyorsunuz.”[1]
Ülkemiz insanları da konuşkan ve sohbeti seven bir gelenekten gelmişlerdir. İnsanlar anlatan kişinin anlattığı şeye bakmadan evvel anlatanın; saygınlığına, güvenirliliğine, söylediği şeyi uygulayıp uygulamadığına bakarlar.
Elbette bilgi sahibi olmak ile onu yaşamak ayrı şeylerdir. Bir şeyleri bilip yaşamayla onu bir başkasına aktarmak da ayrı şeylerdir. Her birinin incelikleri vardır elbette. İslamî yaşantıyı ve en sonunda da güzel ahlakı diğer insanlara sunmak; Allah’ın rızasını elde etmeye, dünya hayatını doğru yaşamaya, toplumun birbirine sıkı sıkı sarılmasına, doğruların ikamesine ve yeryüzün imarı için ifsat edicilerle mücadele edilmesine sebep olur. Bu yüzden İslam’ın tebliği Müslümanların üzerine bir vazifedir.
Bugün tebliğ vazifesini uygulamak isteyen kişinin; konunun ne olduğunu, kimlerin anlatması gerektiğini gibi birçok konuya vakıf olması gerektiği gibi; nasıl bir alt yapıya ve ahlak sahip olduğu ve tebliğ sürecini bilmesi kişiyi başarılı olmaya sevk edecektir.
Zaman zaman tebliğ yapmanın zorlukları, değişen şartlar ve moral bozucu konuşmalar yapılmaktadır. Bu konunun da bir ilim olduğu ve birçok incelik içerdiği açıktır. Bu konu hakkında yapılan sohbetler ve verilen derslerden oluşan tecrübeyi bir kitaba dönüştürmek faydalı olacağı kanaatindeyim.
Günümüzde birçok çeşidiyle İslamî tebliğ faaliyetleri yapılmaktadır. Bunların hiçbiri küçümsenecek ameller değildir. Ancak en öncelikli ve en temel tebliğ faaliyeti belirlenip öncelikle onun işlevsel hale gelmesi gerekmektedir. Yapılması gereken tebliğ faaliyeti ise her Müslüman ferdin, İslam’ı öğrenip yaşamaya başladığında belli bir mesafe alıp yani alt yapısını oluşturduktan sonra ona tebliğ vazifesini öğretip, ölene kadar bu konuda gayret etmesi gerektiğini vurgulamaktır.
Bu eser tebliğ ilmine giriş kitabı olarak görülebilir. Ve temel bir bakış sunduğundan bundan sonra okunacak her kitap akılda oturacak ve yapılacak her tebliğ gidilecek yolu tarif edecektir.
Bu telif; önsöz ve girişinin ardından on iki ders ve sonuç yazısından oluşmaktadır.
İlk derste; İslam’da tebliğ ilminin ne olduğuyla alakalı bilgiler sunulmuştur.
İkinci derste; tebliğ vazifesini kimlerin yapması gerektiği, kimin bu konuda yükümlü olmadığını ayrıca kime yapılması gerektiği anlatılmaktadır.
Üçüncü derste; tebliğin kimlere yapılmaması gerektiğiyle birlikte tebliğ esnasında yapılmaması gereken ameller tarif edilmektedir.
Dördüncü derste; tebliğ vazifesinin neden yapılmadığı, Müslümanların nasıl engellendiği fakat bu vazifenin yapılmadığında ise Allah’ın bu konudaki tehdidi gözler önüne serilmektedir.
Beşinci derste; tebliğ yapan Müslüman’ın sahip olması gereken ahlakî özellikler sebepleriyle birlikte tarif edilmeye çalışılmıştır.
Altıncı derste; tebliğcinin sahip olması gereken ilmî alt yapı ve bu görevi yapma konusunda kendisine yardımcı olacak diğer konulara teşvik edilmiştir.
Yedinci derste; tebliğin incelikleri olan muhatabı tanıma, bilgiden önce şuur verilmesi, tedricilik gibi konular mercek altına alınmıştır.
Sekizinci derste; tebliğcinin muhataba tebliğ esnasında anlatacağı konuları seçme usulü açığa çıkarılmıştır.
Dokuzuncu derste; tebliğin süreçlerini “hem uygulayan hem de muhatap açısından” tanıtılmış her seviyede anlatılacak konular ve gerekçeleri ortaya konulmuştur. Çünkü her karşılaşılan kişinin seviyesi farklıdır. Hepsine aynı konuları anlatıp aynı şekilde davranmak hikmetsizce bir yaklaşım olacaktır.
Onuncu ve son derste; pratik olarak tebliğin ilk seviyesine, nasıl başlanacağının, basamak basamak yürünecek yol haritasına yer verilmiştir.
Sonuç yerine “Kaş Yapayım Derken” makalesiyle; tebliğin dinamik bir süreç olduğu ve yanlış tebliğin sebep olacağı hasarlar anlatılmıştır. Ayrıca yeterli hazırlığı yapmamış kimselerin “tebliğ çalışmasına ara verip” kendi eğitimine devam etmesinin gerekliliği vurgulanmaktadır.
Konuların sonuna, Türkiye’de Türkçe basılmış tebliğle alakalı eserleri ekledim. Böylece bu eserin faydalandığı ve o konu hakkında daha çok bilgi edinmek isteyen için kaynaklar konuldu.
Özetle bu telif, tebliğ yapması gereken bir Müslüman’ın bilmesi gereken bilgi, kavram, sorumluluk, ahlak, ilmî altyapı, analiz, tecrübe, üslup, süreç bilgisi ve aksiyon haritası içermektedir.
İçindeki bilgiler, sohbetlerini dinlediğim muhterem hocalarımdan, tebliğ yaparken edindiğim tecrübelerden, uzun yıllar yaptığım tefekkürden ve İslam âlimlerinin yazdığı kitaplardan öğrendiklerimin süzülmüş halidir.
Günümüz şartlarında her on senede tarihteki bin yıllık değişimine denk gelen siyasi, ekonomik ve kültürel değişim şartlarıyla karşı karşıyayız. Bu şartlarda edinilen tecrübelerin önemli olduğu kanaatindeyim.
Bu telif eser, İslam’ı bilmeyen, namaz kılmayan ya da İslam’ı yeni öğrenmiş kişilere hitap etmemektedir. Aksine İslam’ı kabul etmiş, namazlarını dosdoğru kılan, dini öğrenme ve yaşama konusunda gayretli Müslümanların, öğrendiklerini öğretmek ve ilgilendikleri kişilerin seviyelerini bir üst seviyeye çıkarmak isteyenler içindir. Bu eseri 17 yaşından büyük ve kendini yetiştirmeye çalışanların okuması tavsiye edilir.
Kitabı sayın Hocam Hacı Turan Aydınlık’a ithaf ediyorum. Allah, ona ve ailesine bereketli uzun ömür ve hayırlı hatime nasip etsin.
Bu eserin yazımı esnasında sabırla yardım eden yakınlarıma, fiili olarak yardım edenlere ve basımı için maddi katkıda bulunanlara teşekkürü bir borç bilirim.
Son olarak siz değerli okuyuculardan beklentim, tebliğ yapıldığı esnada gözlemlerinizi, deneyimlerinizi, karşılaştığınız sorunları ve uygulamaların sonuçlarında özel tespitlerinizi bizimle paylaşmanızdır. Her türlü görüş, öneri, istek, olumlu-olumsuz eleştirilerinizi garibuzaman16@gmail.com adresine göndermenizi bekliyorum. Sizin görüşleriniz, kitabın sonraki baskılarında bize ve kitaba tecrübe, bilgi ve güç katacaktır.
Gayret bizden tevfik Allah’tandır. O’na tüm hücrelerimle hamd ederim.
İstanbul, 10.12.2023
[1] Müslim, Fezâil 19 (No:2285).














