Kulaklarına Pamuk Tıkama

Kulaklarına Pamuk Tıkama

Garip SAĞLIK

SÖZÜN BAŞI

Muhakkak ki hamd âlemlerin rabbi olan Allah’a mahsustur. O eşi benzeri, dengi olmayan, doğmamış ve cümle âlemin kendine muhtaç olduğu tek ilahtır. O dilediğine hidayet nasip eder ve onu karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Ona iman eder, asla ortak koşmaz ve O’nun koyduğu hükümleri güç yettiğince yaşamaya çalışırız.

Salat ve selam tüm Peygamberlere ve özellikle Abdullah oğlu Muhammed’edir (s.a.v.). O’nu Ev Halkı ve Ashabı başta olmak üzere tüm salih insanlara selam olsun. Ve son olarak Allah’ın selamı kıyamete kadar O’nun (s.a.v.) güzel takipçilerine olsun.

Tüm insanlığı Allah’a (c.c.) çağıran hidayet önderlerini; Peygamberimizi (s.a.v.) ve tüm peygamberleri gönülden sever ve onlara bağlanırız. Allah’ın onlara rahmet etmesi ve Hz. Muhammed’i Makâm-ı Mahmud’a ulaştırması için dua ederiz. İnsanları hidayete sevk eden Sünnet-i Seniyyesi’ni ölçü kabul eder ona muhalefet edenlerden uzaklaşırız.

Onların yoluna uyan tebliğci, davetçi ve mürşid olan; Mukarrebun, Havariler, Sahabeler ve Selef-i Salihin başta olmak üzere kitap ve sünnetin yolunu takip eden tüm salihlere dua eder, ilimlerinden faydalanır ve kendilerini örnek ediniriz.

Her insan elinden geldiği kadar hayatı güzelliklerle doldurmalıdır. İslam inancına sahip her şuurlu Müslüman bunun büyük bir zenginlik olduğunu bilir. Bu hazinenin en önemli özelliği ise paylaşıldıkça çoğalmasıdır. İslam’ı yaşamak ve diğer insanlara aktarmak en hayırlı amellerdendir.

Medyanın her fırsatta İslam’ı insanlara yanlış tanıttığı bir zamandayız. “Bugün insanları İslam’dan uzaklaştırmak isteyenlerin tek hedefi; son din olan İslam’ın, son mesaj olan Kur’an-ı Kerim’in ve son peygamber olan Hz. Muhammed’in (s.a.v.) getirdiği medeniyet iddiasını bitirmektir.”[i]

Ülkemize gelen çok sayıda yabancı turist bulunmaktadır. Bunlar İslam’ı ya hiç bilmiyorlar ya da yanlış öğrenmiş kişilerdir. Aynı zamanda ülkemizde kendisi Müslüman olan fakat aynı bu gayri Müslim turistler gibi İslam’ı bilmeyen ve yaşamayan veya yanlış tanıyıp seküler bir hayat yaşayan çok sayıda insan bulunmaktadır. İşte bu anlayış sahiplerine İslam’ı tanıtmak, medyadaki yanlış anlayışı düzeltmek için özlü bir eser yazarak tebliğ yapmayı düşündüm.

Okuduğum ve kitabın sonundaki kaynaklarda belirttiğim kitaplarda sonradan Müslüman olan; Hristiyan, Yahudi ve ateistlerin hayat hikâyelerinden çıkarttığım birçok bilgiyi analiz ettim. Böylece günümüzde gayri Müslimlerin neyi merak ettikleri, hangi konulardan etkilenerek Müslüman olduklarını tespit ettim. Kitabın konularını bu araştırmaya uygun belirledim ki hidayete vesile olayım.

Bu eser, dikkatli düşünmek, en azından İslam’ı dinlemek gerektiğini vurgulayan iki sahabe tablosuyla başlayıp yine hakikat araştırması yapılmasını teşvik için kısa önerilerle hitama ermektedir.

Bu kısa eserden azami faydalanılması için eser basılırken; ön söz, giriş, kaynaklar ve dipnot çıkartılarak basılacaktır. Okuyucuları yormamak ve ayrıntıya boğmamak için böyle düşünülmüştür. İleride güç yeterse farklı dünya dillerine çevrilip dağıtılması da hedeflenmektedir.   

Kitabı sayın hocam Mahmut Aksoy’a ithaf ediyorum. Allah ona ve ailesine rahmetiyle muamelede bulunsun.

Bu eserin yazımı esnasında sabırla yardım eden yakınlarıma, fiili olarak yardım edenlere ve basımı için maddi katkıda bulunanlara teşekkürü bir borç bilirim.

Son olarak siz değerli okuyuculardan beklentim, eser hakkında düşüncelerinizi, gözlemlerinizi ve deneyimlerinizi bizimle paylaşmanızdır. Her türlü görüş, öneri, istek, olumlu-olumsuz eleştirilerinizi garibuzaman16@gmail.com adresine göndermenizi bekliyorum. Sizin görüşleriniz, kitabın sonraki baskılarında bize ve kitaba; tecrübe, bilgi ve güç katacaktır. Gayret bizden tevfik Allah’tandır. O’na tüm hücrelerimle hamd ederim. Hazırsanız şimdi kitabı okumaya başlayalım.

                                                                                                                  İstanbul, 01.10.2024, Garip SAĞLIK

TAKDİM

İslam’ın tebliği vazifesi sürekli yapılması gereken ve terk edilmemesi gereken konulardandır. Günümüzde Türkiye’de İslam’ın, Müslüman toplumun bir kısmında bilinmesi ama yaşanmaması, bir kısmında ise hiç bilinmemesi gibi bir durum söz konusudur. Yine bilenlerin hikmetli bir şekilde yaşayanları da çorbadaki tuz gibi sayıca azdır.

Aynı zamanda küreselleşen dünyada insanların; başka yerleri, insanları ve kültürleri tanıma ihtiyacı; gezi, eğlence, keşif, seyahat, dini yolculuk gibi birçok arayışı da yanına alarak insanları dünyayı seyahate yöneltmektedir.

Bu yüzden iç ve dış turizm son 50 yılda yükselişe geçti ve daha da artması beklenmektedir. Bu da gayri Müslim toplulukların Müslümanların beldelerine sık sık gelmeleri gibi bir ziyaretleşmeyi/kültürleşmeyi gündeme getirmiştir.

Bir yönden de Batı medeniyetinin yöneticileri ve ideologları 1990 yılından sonra soğuk savaş döneminin bitişiyle “Batı’nın yeni düşmanı İslam’dır”[ii] parolası ile İslam’ı ve Müslümanları hedefe koymuşlardır. Bu yüzden günümüzde küresel medya üzerindeki yönlendirici etkisi sayesinde, kötü ve yanlış bir Müslüman imajı çizilmiştir.

Tebliğ açısından bu sıkıntılı gibi gözüken karmaşa ortamını da fırsata çevirmek için Müslümanların uyanık olup planlı ve programlı çalışmalar yapmaları gerekmektedir.

Gayri Müslimlere tebliğ, ülkemizde İslam’ı bilmeyen kişilere tebliğle neredeyse aynı durumdadır. Maalesef bu durum ülkedeki onca gayrete rağmen İslam karşıtı çalışmaların başarıları ve Müslümanların zayıflıkları sebebiyledir.

Hâl ile tebliğin en etkili tebliğ biçimi olmasına rağmen yabancılara tebliğ, dil ve zaman sorunu sebebiyle muhataplarıyla yeterince ilgilenememek ve yazıyla tebliğden faydalanma yolunu salık vermektedir.

Bu yüzden bu eserde şu konular anlatılarak İslam’ın tanıtılması hedeflenmiştir;

İlk bölümde: İslam’ın hayat görüşü sunulmuştur. Bu hayat görüşü felsefi olarak değil farklı boyutlarıyla konu anlatımı olarak tarif edilmeye çalışılmıştır. Hayatın sadece dünya hayatı olmadığı, ruhların yaratılışından Cennete kadar süren bir macera olduğu, şu an insanın dünyadaki yolculuğunun sürdüğü, dünyada imtihan edildiğimiz, şeytanın insanı yanıltmak için izin verilen bir kul olduğu açıklanmaya çalışılmıştır.

Bu zorlu dünya hayatında her insan topluluğuna peygamberlerin rehberlik etmek için görevlendirildikleri, İslam’ın tüm peygamberlerin ortak mesajı olduğu, aklın Allah’ın yarattığı bir mahlûk olduğu ve vahyin ilahi aklın bir parçası olduğu vurgusuyla ahireti unutup sadece dünya zevkleriyle yaşanmaması gerektiği vurgulanmaktadır.

Allah’ın tek ilah olduğu ona inanıp itaat edip ortak koşulmaması gerektiği son olarak da tüm peygamberlerin cennet ile müjdeleyip teşvik ettikleri, cehennem ile korkutup uyararak insanları kötülüklerden uzaklaştırılmaya çalışıldığı anlatılmaktadır.

İkinci bölümde: Müslümanların zihin dünyasının nasıl çalıştığını gösteren kavramlar tanıtılarak nelerin kastedildiği tarif edilmeye çalışılmıştır. Gayb, Allah, Melek, Peygamber, Son Peygamber, Kur’an-ı Kerim, Hz. Meryem ile oğlu Hz. İsa (a.s.), şeytan ve günah kavramları açıklanmıştır.

Üçüncü bölümde: Müslüman kimliğinin portresi çizilmiştir. Onun kulluğu, halifelik vasfı, yeryüzünü imar görevi, nefsine muhalefeti, itaatinin ölçüsü, ırkçılık hastalığından uzak durması, ebeveynine ve komşularına vazifesi, emanet bilinci, çevreye ve hayvanlara merhameti anlatılmıştır.

Dördüncü bölümde: Günümüzde dünyada İslamofobi; İslam karşıtlığı, düşmanlığı ve yanlış tanıtımı sebebiyle İslam ve Müslümanların kötü tanıtılma furyası vardır. Bu propaganda konuları çok olmasına rağmen birkaçını açıklama gereği hissedilmiştir. İslam’ın terör dini, Müslümanların terörist olmadığı, insanların kılıç zoruyla Müslüman yapılmadığı, kadınlara kötü davranmanın İslam inancına aykırı ve doğru davranışlar olmadığı naslarla anlatılmıştır. Bununla birlikte maalesef örnek olacak, İslam’ı doğru tanıtacak bir İslam toplumu ya da devleti olmamasının sancısı vurgulanmıştır.

Beşinci bölümde: İslam’ın yaşanmasıyla insanlığın kurtuluşuna sebep olacak bu müjdeli davranışlar tarif edilmeye çalışılmıştır. İslam’ın doğru inancı sunduğu, güzel ahlakı tarif ettiği, adaleti mümkün kılan hukuku tarif edilmeye çalışılmıştır. Hayatın birçok dengelerle ayakta durduğu, adil bir paylaşımın ve çok kültürlü yaşamın mümkün olduğu vurgulanmıştır. Ümitsizliğin yasaklandığı, dünyanın ahiret hayatı bakışıyla yaşanmasının gerekliliği hatırlatılmıştır.

Altıncı ve son bölümde: Yapılan araştırma ve hidayet hikâyelerinden, hakikati arayanlar için hidayete vesile olan şeyler olarak şunlar tespit edilmiştir;

Kur’an-ı Kerim’in mealini okuma, Peygamber Efendimizin (s.a.v.) hayatını okuma, Yaratıcıya dua etme ve Müslümanların eserlerini okuma, İslam’ı yaşayan kişilerle arkadaşlık kurma veya onların tebliğine muhatap olma ve ölümü tefekkür etme gibi konular…

Son olarak naslarda geçen hidayet olunmayacak kişilerin yaptığı ve hidayete engel ameller sayılarak bunlardan uzak durulması nasihat edilmiştir.

Tebliği yani İslam’ı tanıtmayı esas alan bu eserde, üslup olarak; suçlamayan, nefret ettirmeyen, çekişmeyen ama muhatabına merak ettirici, dikkat çekici, “böyle bir iddiamız var” dedirten tarzda yazılar ve hikâyelerle sunum yapmaya gayret edilmiştir.

Müslüman olmayanlara İslam’ın tebliği bu kitapçık özelinde bir deneme olarak görülmelidir. Çünkü bu konuda yapılması gereken çalışmaların akademik alt yapısının oluşturulması gerekmektedir. Sonra samimi uygulayıcılar tarafından uygulanmasıyla kemale ulaştırılması gereken bir süreç olduğu kanaatindeyim.

Tebliğ ilmini özel olarak ele alınması ve bu sahanın sınırlarının belirlenmesinin ardından bu konuda çokça çalışma yapılması gerekmektedir. Gayret ve güzel niyet bizden ancak hidayet ve başarı Allah’tandır.


[i] İslamofobi 2.0, s: 129.

[ii] İslamofobi 2.0, s: 90.


[i] İslamofobi 2.0, s: 129.

[ii] İslamofobi 2.0, s: 90.

Yorum bırakın