
Aile Evden Gidiyor, Selma Ülger, Nuhbe Yayınevi, 200 sayfa, 2019
Günümüzde medya hemen hemen her gün kadın cinayetlerinden oluşan haberlerle, feminist konuşmaların ve davranışların bol bol işlendiği dizilerle, eşcinselliğin ve çıplaklığın özgürlüğün sembolü olarak yutturulmaya çalışıldığı ve ailenin parçalanması için elden gelen her çalışmanın en hızlı şekilde yapıldığı bir ülkedeyiz maalesef. Buna karşı duran üç beş kişiden ve çıkan cılız sesler de maalesef yeterli değil.
Yüksek İslam ahlakının oluşturduğu sağlam aileyi ve güçlü toplum hayal edilmemekte toplumun ahlaki çöküşü hızlanmakta normal aileler bile parçalanmaktadır. Bu ahlaki ve toplumsal saldırılar, sömürülmeye uygun toplumlar üreten kapitalist güç odakları tarafından laiklik ve demokrasi kılıcını ustalıkla kullandıklarını göstermektedir.
Elbette bu ıstırabı hisseden birkaç kişi ve eser de zaman zaman yüreğimize su serpmektedir. İşte o eserlerden biri de “Aile Evden Gidiyor” kitabı olsa gerek. Yazar, tanınan biri olmamasına rağmen hazırladığı bu eserin dışında “Dava Kadınına Armağan” isimli bir de ajandası da bulunan verimli bir Müslüman hanımdır. Yazar, “İslam’da Ticaret Hayatı” konulu dönem ödevi için ablasına yaptığı yardım ile konuya araştırmaya girmiş ardından konun önemine binaen kitabın yazma fikri doğduğunu eserde anlatmaktadır.
“Müslüman kadının ticaret hayatındaki yeri nedir”, sorusundan yola çıkılmıştır. Bu günkü ülkemizdeki kapitalist sistem çarkında eriyen Müslümanların kadınların duruşu, Müslümanların bilgisizliği, ailelerin dağılması ve bu konudaki İslami bakış açısının ve yükümlülüklerin ne olduğu konusundaki belirsizlikler yaşanmaktadır. Bu sorun yumağı çözülmeye muhtaç bir gündem olarak ortadadır. Bu eserde yazar tarafından bahsedilen sorunların tanımlanması, İslamî kaynaklardaki ölçüler ve sorunun çözüm yolları araştırılmıştır. Yazar eserde şu konulara değinilmiştir.
“Ayeti kerimelerin mealinden iktibas ederek; “evlerinizde oturun” emri üzerinde durmak istiyorum. Ayette, “kadınların faaliyet alanının evi olduğu bildirilmektedir. Kadın faaliyetlerini bu çerçevede huzur içinde sürdürmeli ve ancak zaruri bir ihtiyaç olduğunda evinden dışarı çıkmalıdır.
Bu anlam, ayetin ifadesinde ortaya çıkmaktadır ve bunu daha şiddetle vurgulayan hadisler de vardır.” Sayfa 22.
Asr-ı Saadetten günümüze çalışan hanımların varlığı Hadis-i Şeriflerde ve tarih kitaplarında mevcuttur. Peygamber Efendimizin (s.a.v.) bu kadınlara izin verdiği meşhurdur.
Yaptıkları işlerin karşılığında mecbur kalanların evlerini geçindirmesi diğerlerinin sadaka ve zekât vermek amacıyla yaptıkları ve teşvik edildikleri öğrenilmektedir. Yaptıkları işler ise şunlardır: Ticaret, deri tabaklama, çobanlık, zabıta hizmeti, Attar, hastabakıcılığı, zanaatkârlık, el işleri, savaşta hemşire, kuaförlük, ebelik, tarım ve eğitim alanlarında çalışmışlardır. Buradaki en önemli husus bunların istisna olaylar olduğu toplumun çok küçük bir kesimini oluşturdukları bilinmelidir.
Çalışma hayatında bulunan kadınların ve iş yeri ortamının “özellikle İslam’a uygun davranışlarda bulunmanın” mümkün olmadığı, kadınla erkeğin ciddiyetlerini koruyamadıkları bir gerçektir. Uzun bir süre sonra ilişkiler gayri İslamî bir alana kayma ihtimali çok yüksektir.
Bu yüzden Asr-ı Saadetten günümüze bu tehlikeli ortamda İslami hassasiyetleri korumak için başta Ayet-i Kerime ve Hadis-i Şeriflerin yönlendirmeleri ile Müslümanlar şu hassasiyetlere dikkat ederek kadın-erkek ilişiklilerini dengede tutmuşlardır:
İş yerinde ciddiyeti muhafaza, bakışların yere indirilmesi, tokalaşmamak, kadın ve erkeklerin arasının ayırmak, izdihama sebep olmamak, halveti (baş başa kalmamayı) engellemek, gözleri haramdan sakınmak, hareketlerde ağır başlılığı muhafaza, konuşmalardaki ciddiyet, güzel kokudan kaçınmak, güzelliğin dışa vurulmasını engellemek…
Batılılar “kadın erkek eşitliğini” savunmaları, İslam’ın bakış açısı ise kadın ile erkeğin eşit olmadığını ikisinin de birbirinden farklılıkları olduğu farklı kişiler olduğunu fakat birbirini tamamlayan canlılar olduğu değerlendirilir. İslam inancı hayata müdahale ederek aile kurumunun kurulması, ailenin sürdürülmesi ve boşanma konularında da roller belirlemiş insana uyulacak bir yol çizmiştir.
Günümüzde olduğu gibi İslam değerler yitildikçe İslami bir bakış ile değil batılıları laik bakış açısıyla aile kurumunu kurmaya yaşatmaya ve dağıtmaya başlanmıştır.
İslam’da kadın çalışmaya mecbur bırakılmamış. Kadına ve çocuklara bakmanın kocanın görevi, evlenene kadar babanın görevi, boşandıktan sonra baba ya da büyük oğlandan başlayarak yakın akrabalardaki erkeklerin görevi olarak belirlenmiştir. Bu gün çalışma hayatına sınırsızca dalan kadınlar Müslüman anne, Müslüman eş ve Müslüman aile yapısını maalesef kaybetmektedir.
Batı medeniyeti anne ile baba değil onları iki arkadaşa dönüştürmüş; çocukları on sekiz yaşına geldikten sonra evden ayrılması gereken bir hale koymuştur. İnsanlar özgürlük yalanı ile birer işçi ve her türlü ahlaki kuralları hiçe sayan birer robota döndürülmüştür. Bunun sonucunda mutsuz aileler ve çocuklar o toplumun giderek vahşileşmesine, kapitalist güç sahiplerini daha iyi sömürmesine zemin hazırlamışlardır. İşte bu hal ülkemizde de yavaş yavaş yapılmak istenen bir dönüşümdür.
Medeni toplum adı ile sunulan kadının özgürlüğü hatta erkekten üstünlüğü manasında feminizm felsefesi ile inancı, toplumumuzun kültürünü yok sayan bir düzeni inşa etmektedir. Kadınlar ise “çalışan kadın” şerefi kazanmakta ve sömürülmekte, kazandığı parayı ise elbise, makyaj ve geçici heveslere harcayarak kapitalizm çarkını tamamlamaktadır. Allah’a (c.c) kulluk yerine nefse ve kullara kulluğa dönüşen bir organizasyona tabi olunmaktadır.
Aile toplumun en küçük parçasıdır. Bunun sağlıklı olması toplumu/devleti sağlıklı hale getirecektir. Aileyi ayakta tutan ise anne ve babanın rollerini sağlıklı yerine getirmesi komşu ve akrabalar ile sağlıklı iletişim ve yardımlaşmasıdır. Bu ancak İslami aile yapısı ile mümkündür. Bu yüzden İslam’ın her türlü değerine özellikle “ev hanımı” kavramına ağır saldırılar yapılmaktadır.
“Annelik köleliktir, çalışmak özgürlüktür, çalışmayacaksan neden okuyorsun, hayat müşterektir…” gibi sözleri (medya yardımı ile) beyni yıkanan halk tarafından aşağılanarak üretime katkısı olan kölelere dönüştürülmektedir.
Çalışan kadınların, çocuklarından uzak kalması, iş stresi, borç kaygısı, iş yerindeki tacizler gibi birçok konu psikolojik olarak hastalıklara itmiştir.
Zaruret halinde çalışmaya cevaz veren Müslümanlar, “zaruret” kelimesinin doğru kullanılmadığını buna karşı zihinlerde algı oyunları oynandığının farkında olmalıdırlar.
Bu ve buna benzer konuların işlendiği kitap, makale şeklinde rahat okuma üslubu ile dikkat çekmektedir. Günümüz dili ile hazırlanmış eser, on iki yaş üstü her seviyeden okuyucuya hitap etmektedir.
Elbette konu hakkında daha çokça kitap yazılmalı, araştırma ve inceleme yapılmalıdır. Ancak toplumda konu hakkında bir farkındalık ve “İslami bakış açısının” oluşması için bu tip eserlerin okunmasında faydalı olacağından, bu kitabın okunması tavsiye edilmektedir.
Aile Evden Gidiyor, Selma Ülger, Nuhbe Yayınları, 3.Baskı, Ankara, 2019, 210 sayfa. “benlikitap.com” adresinden kitap temin edilebilir.

